Kandırıla Kandırıla Kandırma mı Ögrenildi ? Budefa...

Kandırıla Kandırıla Kandırma mı Ögrenildi ? Budefa Kandırılanlar Milliyetciler mi Olacak ?

Kandırıla Kandırıla Kandırma mı Ögrenildi ? Budefa Kandırılanlar Milliyetciler mi Olacak ?

13 Mart 2018 - 20:07

Atsız’ın şu dizeleri günümüz siyasetini o kadar güzel anlatıyor ki:

“Siyasette muhabbet… Hepsi yalan, palavra…
Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara…”

İktidar hırsı, koltuk sevdası insana dün tükürdüğünü bugün yalatır.  O hırs, dün kara dediğine bugün ak demeni, dün “Ayağının altına aldıklarını” bugün başının üzerine çıkarmanı emreder.  Ve sen, o hırsın esiri olduğun için bu emri kayıtsız şartsız yerine getirirsin.

Asıl tuhaflıksa bu gelgitleri, bu keskin dönüşleri, sorgusuz sualsiz kabul eden yığınların olması.  Yoksa insanın çıkarları için dönüşler yapması ilk kez karşılaşılan bir durum değil.  Dün “Bunlar Fatiha bilmezler” diyerek ötekileştirilen adamların bugün bir bozkurt işaretiyle gönülleri alınıyorsa, burada gönül çelen kabahatli değildir.  O işinin gereğini yapıyordur.  Belki de aldatıla aldatıla aldatma konusunda kendini geliştirmiştir kim bilir?  Ve belki şimdi aldatılanlar farklıdır…

Seçim yaklaştıkça, anketler kulaklara bir şeyler fısıldamaya başlayınca bu tavırlarda da değişiklik olabilir.  Kimse bunu sürpriz olarak görmesin.  Bugün yanında olanlar da bu durumun sonsuza dek olacağı hayaline kapılmasın.  Bir bakmışsınız yarın yine “zürriyetiniz” meydanlarda dile getirilmeye başlanmış…

***

Zat-ı Şahaneleri geçen hafta bir başka tartışma konusu başlattı.  “İslam kendini güncellemelidir.”  Bunu canlı yayında dinlerken memnuniyetle şaşkınlığı bir arada yaşadım.  Memnuniyetim; çok büyük kitlelerin, ağzından çıkan her söze büyük bir heyecanla sarıldığı bir liderin bu sözleri kullanmış olmasıydı.  Ki bu kitle “din hassasiyeti” olduğunu söyleyen bir kitle.  Bu mesajın, söz konusu kitleye bizzat liderleri tarafından verilmiş olması, kim ne derse desin bence önemlidir.

Şaşkınlığım ise din konusunda en ufak aykırı söze tahammül edilemeyen bir topluma dönüşmüşken ciddi manada “aykırı” bir sözün Erdoğan tarafından kullanılmış olmasıydı.  Bu gerçekten her anlamda önemlidir ve toplum için faydalı bir tartışma zemini yaratmaya müsaittir.

Ha bunu bir başka lider, bir başka kanaat önderi söylemiş olsa linç yer, belki iş katledilmesine kadar giderdi, o ayrı mesele.  Bu da kitlesinin ikiyüzlülüğünün bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Önceki gün CHP’li milletvekili Eren Erdem, Erdoğan’ın bu açıklamasına tepki gösterdi.  Ben bunu da büyük şaşkınlıkla izledim.  Artık bu muhalefet tarzını anlamak için çaba sarfetmiyorum.  Kısaca:  “O ne derse tam tersini söylüyoruz” şeklinde sistematize edilmiş bir muhalefet tarzını belirlemişler.  O yüzden  ne uzuyor ne de kısalıyorlar.  Siyasetten bekledikleri salt mecliste ana muhalefet görevini sürdürebilmek.  Ne iktidar hedefleri var, ne de iktidarı toplum faydasına törpüleme çabaları.  Belki alternatif muhalefet partilerinin yükselişi bu saçma muhalefet tarzına da bir çekidüzen verecektir.  En azından umudumuz bu yönde…

Radikal islamcıların her geçen gün seslerini yükselttiği, kendilerini palazlandıran AKP’ye dahi artık muhalefet etmeye başladıkları bu dönemde CHP’nin “İslam’ın güncellenmesi” hususuna karşı çıkmasının nasıl bir mantığı var, gerçekten anlamak güç.  Bu söylemi eleştirmek yerine, bu söylem üzerinden bir tartışma zemini yaratmak, topluma kendi düşüncelerini anlatmak ve radikallerin önünü kesecek hamleler konusunda iktidarı teşvik etmek daha mantıklı bir hareket olmaz mıydı?

Bunun yerine ne yapıyorlar? “İslam’ın değil, anlayışın güncellenmesi lazım.”

Şimdi CHP’li vekillere sormak lazım: “Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi İslam’ın güncellenmesi değil de nedir sizce?”  Hukuk, miras, kadının yeri, giyim kuşam, devlet yönetimi ve aklınıza gelen her şeyde müslüman Türkiye kendisini güncellemedi mi?  Yahu siz o zaman yaşasaydınız demek ki devrimlere de muhalefet edecektiniz?  Bu nasıl sakat bir yaklaşım, bu ne manasız bir muhalefettir.

Türk devleti bu devrimlerle modern dünyaya ayak uyduran, aklı ve bilimi esas alan bir yolu benimsedi.  Türk insanı da bu yeni yapı içersinde, müslüman kimliğini muhafaza ederek yaşamını sürdürdü.  Türk insanı bu devrimle İslam dairesinden ayrılmadı yani.  Eren Erdem’in “İslam’ın güncellenmeye ihtiyacı yok” sözüne uyarsak bugün medeni hukuku da reddetmemiz icap eder.  Kadınların mirastan aldığı pay, mahkemelerde şahit olması vb binlerce örnek güncelleme ihtiyacı yoksa neden getirildi?

İktidarın altın tepside sunduğu hiçbir fırsatı değerlendiremeyen, muhalefeti salı günleri grup toplantısında, seçim dönemleri meydanlarda bağırmak olarak algılayan bir anlayışla gerçekten işimiz zor…

***

Atatürk’ü eşsiz kılan bir çok kimliği bünyesinde toplamış olmasıdır.  O Mete’ydi, o Timur’du,  o Fatih’ti, o Martin Luther’di, o Bismarck’tı, o Robespierre’di.  Onu zerre anlayamayanlar bugün,  kurduğu kurumları ve onu temsil iddiasıyla arz-ı endam etmektedirler.

Ne yaşadığı dönemde, ne de bugün kendisini sevdiğini iddia edenlerce anlaşılmayan büyük dahi.  Bugün seni bir kez daha özlemle anıyorum…

1283 !

 

İçimizde!

Bu haber 1438 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..