Akp’de Büyük Gerginlik Ve Panik ! 15 Yıldır İlk Defa...

Akp'de Büyük Gerginlik Ve Panik ! 15 Yıldır İlk Defa Muhalefetle Karşılaştılar

Akp'de Büyük Gerginlik Ve Panik ! 15 Yıldır İlk Defa Muhalefetle Karşılaştılar

12 Ocak 2018 - 07:32

"Yerli ve millî ittifak"ı konuşmaya devam ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yaptığı konuşmada "yerli ve millî olan herkese kapımız açıktır" diyerek kendileri gibi düşünmeyen kişilere yönelik mesajlarını sürdürdü.

Erdoğan'ın mesajlarının bir diğer anlamı da Bahçeli'nin AKP çizgisine gelmesidir. "Kapımız açık" demek bunu doğruluyor.

Erdoğan şunu demedi; "Bahçeli ile ittifaktan, milliyetçi kardeşlerimle yapacağım ortaklıktan mutluyum..."

Aksine, "Bahçeli millî ve yerli duruştan yana olmuştur" şeklinde konuştu.

Özetle; "Bahçeli, bizim çizgimize, bizim görüşümüze geldi" mesajını verdi.

Bahçeli'nin AKP çizgisine gelmesi tezinin bir diğer doğrulayıcı noktası da 16 Nisan referandum sonuçları.

Hatırlanacağı üzere, Bahçeli'nin AKP ile birlikte "evet" için kampanya yürütmesi bazı kesimlerde "AKP milliyetçi çizgiye kayarsa, Kürt oylarını kaybeder" endişesine yol açmıştı.

Oysa 16 Nisan referandum sonuçları gösterdi ki; Bahçeli'nin AKP ile birlikte hareket etmesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden gelen oylara hiçbir olumsuz etki yapmadı.

HDP'nin güçlü olduğu illerden bile "evet"e yönelik çok sayıda oy çıkması, seçmen nezdinde de Bahçeli'nin AKP çizgisine geldiğini ispatlıyor.

Yerli ve millî demek kutuplaştırıyor

Son dönem AKP cephesinden gelen açıklamalar seçim sinyalleri veriyor.

Söylemler sertleşmeye, demeçler hedef alıcı olmaya başladı.

Çünkü bir panik hali var iktidar saflarında.

Anlaşılmayan bir gerginlik, adı konulmamış bir gündem değiştirme ihtiyacı var.

Kendilerine atfettikleri "millî değerler" giderek artıyor.

Bahçeli'nin beklenmedik çıkışı 16 Nisan referandumuna giden süreci hatırlatıyor.

AKP haberi yokmuş gibi davranarak Bahçeli'nin çıkışıyla aniden seçim kararı aldı ve Türkiye bir anda referandumla karşı karşıya kaldı.

OHAL şartlarında rejim değişikliğinin konuşulduğu bir seçime gidilmesi ne denli sağlıklı olur sorusu bile sorulamadan 16 Nisan seçimlerine gidildi.

Hatırlayın, Bahçeli'nin tüm çabalarına rağmen milliyetçilerin büyük bir kesimi kendi başlarına, teşkilatsız bir şekilde "hayır" için çalıştı. "OHAL şartları seçime engel değil, sadece terörle etkin mücadele için" diyenler, milliyetçilerin köylerde yaptıkları etkinlikleri bile iptal etti, tutulan salonlar geri alındı, açık hava toplantıları engellendi.

Bu denli baskılara rağmen netice istedikleri gibi olmadı.

16 Nisan gecesi YSK Başkanı'nın basın mensuplarına yaptığı açıklamalardaki aceleci tavırlar, gazetecilerin sorularını geçiştiren cevapları unutulmadı. Seçim günü değişen "mühürsüz oylar" bile başlı başına bir tartışma konusu oldu.

Şimdi de benzer bir tabloya, benzer bir girişime şahitlik ediyoruz.

Bahçeli sanki kendi iradesiyle karar almış gibi "Adayımız Erdoğan'dır" diyerek gündemi değiştirdi.

Hemen ardından Saray'da Erdoğan-Bahçeli yarım saatlik bir görüşme gerçekleştirdiler.

Bunlar işin dışarıya sunulan, kamuoyuyla paylaşılan kısmı.

Çok kesin bir şekilde ifade etmek gerekiyor; Bahçeli, Erdoğan'dan gelen talimat sonrasında harekete geçti ve süreci başlattı.

Muhtemelen baskın bir erken seçimin hazırlığı yapılıyor.

Seçimin ana kurgusu da "millî olanlar" Erdoğan-Bahçeli, geriye kalanlar ise "millî olmayanlar" olarak tanımlanacak.

"Yerli ve millî" cephe HDP'nin oylarını alabilmek için bölgede HÜDA-PAR ve kripto Kürtçülerle çalışırken, ittifakın dışında kalan diğer kesim HDP-PKK ile yakınlaşmakla suçlanacak.

Yandaş kalemler de bunun üzerine bir hazırlık yapıyorlar.

"Hayır" diyenlere FETÖ'cü, PKK'lı, terör yanlısı, Batıcı gibi yakıştırmalar yapılıyor.

Bunun için troll hesaplar şimdiden çalışmalara başlamış durumda.

Ancak tüm bu tablo Türkiye'yi gerdikçe geriyor.

Konuşulması gerekenler, tartışılması gerekenler geri plana atılıyor.

Salt siyaset odaklı ve gerginleştirici söylemler baskın bir erken seçim yaparak Türkiye açısından geri dönülmesi mümkün olmayan hatalara yol açabilir.

Dolayısıyla bu sürecin soğukkanlı bir şekilde yürütülmesi elzem.

Lakin görünenler ve yapılan uygulamalar sürecin hiç de öyle olamayacağını ortaya koyuyor.

Türk siyaseti; yeni gerginliklere, kutuplaşmalara, söylemlere, isnatlara ve engellemelere hazırlıklı olmalı.

 

Kaynak: yenicag
Bu haber 4231 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..